İngilizce 90

past participle (geçmiş ortaç)

18 Apr 2026 gramer

Past participle, İngilizcede fiilin üçüncü hali (V3) olarak bilinir ve birçok dilbilgisel yapıda kullanılır. Düzenli fiillerde genellikle -ed takısı eklenir, düzensiz fiillerde ise farklı formlar bulunur.


1. Perfect Tense (Tamamlanmış Zamanlar)

Geçmişte tamamlanmış eylemleri ifade eder.

Örnek:
She has written a book. → Bir kitap yazdı.

Özellikler:

  • Have/has/had ile kullanılır.
  • Eylemin tamamlandığını vurgular.

2. Passive Voice (Edilgen Yapı)

Eylemin özne tarafından değil, başkası tarafından yapıldığını gösterir.

Örnek:
The house was built in 1990. → Ev 1990'da inşa edildi.

Özellikler:

  • Be fiili + V3 kullanılır.
  • Eylem yapan kişi önemli değildir.

3. Causative Yapılar

Bir işi başkasına yaptırma anlamı taşır.

Örnek:
I had my car repaired. → Arabamı tamir ettirdim.

Özellikler:

  • Have/Get + object + V3 yapısı
  • Hizmet alma anlamı içerir.

4. Sıfat Olarak Kullanım

İsimleri nitelemek için kullanılır.

Örnek:
This is a well-known fact. → Bu iyi bilinen bir gerçektir.

Özellikler:

  • Sıfat görevi görür.
  • Kalıcı özellik ifade edebilir.

5. Conditionals (Koşul Cümleleri)

Özellikle 3. tip koşul cümlelerinde kullanılır.

Örnek:
If he had studied, he would have passed. → Çalışmış olsaydı geçerdi.

Özellikler:

  • Had + V3 yapısı
  • Gerçekleşmemiş geçmiş durumları anlatır.

6. Relative Clause (Kısaltma)

Sıfat cümlelerini kısaltmak için kullanılır.

Örnek:
The car parked outside is mine. → Dışarıda park etmiş araba benim.

Özellikler:

  • Daha kısa ve pratik yapı sağlar.
  • Genellikle yazı dilinde tercih edilir.

7. Past Participle Örnekleri

  • go → went → gone
  • write → wrote → written
  • eat → ate → eaten
  • repair → repaired → repaired
  • play → played → played

8. Notlar

  • Düzenli fiiller: -ed takısı alır (play → played)
  • Düzensiz fiiller: ezberlenmelidir (go → gone)
  • Genellikle have / be ile birlikte kullanılır.
  • Sıfat olarak da kullanılabilir.

9. Yaygın Düzensiz Fiiller

  • be → been → olmak
  • see → seen → görmek
  • take → taken → almak
  • give → given → vermek
  • know → known → bilmek